|
ÇAYDA ÇIRA EFSANESİ
Orta Asya'dan göçler sırasında bir Türk boyu, Harput yöresine
gelerek yerleşir. Boy beyinin oğlu Harput sakinlerinden başka
bir boy beyinin kızına âşık olur. Birbirlerine yabancıdırlar.
İki kabilenin toprakları arasından bir dere akmaktadır.
Âşıklar geceleri, çıra (meşale) ile birbirlerine sevgilerini
anlatmaya çalışır ve gizliden gizliye buluşurlar. Derken
görücüler gönderilir ve kız istenir. İki boy arasında dostluk
kurulması amacıyla kız verilir. Düğün hazırlıkları yapılır.
Kırk gün, kırk gece düğün yapılarak yenilip içilir. Düğün
alayı gelini alıp dönerken, atı ürken gelin derenin coşkun
sularına düşerek kaybolur. Bütün aramalara rağmen, gelini
bulamazlar. Zavallı damat adayı, aramaya gece gündüz devam
eder ve ararken ağıtlar yakar.
BACI
KARDEŞ EFSANESİ
Kaplıkaya köyüne bağlı Direkli Dağı yakınlarında
birbirine yaslanmış gibi duran iki kaya parçasına halk, iki
kardeş yakıştırması yapmıştır.Anlatılanlara göre; biri kız
diğeri erkek kardeş, dağa sakız toplamaya giderler.Akşama
kadar dağ tepe dolaşır, topladıkları kengerleri çuvala
doldururlar. Oğlanın sırtındaki çuvalın delik olduğunun
ikiside fark etmez. Tam eve dönecekleri sırada, abla arkasına
dönüp bir de bakar ki, kardeşinin çuvalı bomboş...!Kardeşine:
"Sakızları sen sakladın" diye değnekle vurmaya başlar. Vurur
vurmasına, ama bu vuruş, onun kardeşine son vuruşu olur .
Zavallı çocuk yediği sopanın tesiri ile orada
oluverir.Kardeşinin ölümü ile dehşete düşen kız ağlamaya ve
Allah'a yalvarmaya başlar: "Allahım kardeşimi ben öldürdüm.
Beni de ya taş. ya da kuş et de kurtulayım" diye dua
eder.Allah, kızın duasını kabul eder, iki kardeşi de orada
taşa çevirir. İşte gördüğümüz bu iki kaya iki kardeşin
taşlaşmış bedenleridir.

ÂZER BABA EFSANESİ
Efsaneye göre gölün güneyindeki Hazar Baba Dağı, Hz.İbrahim'in
babası Âzer'in yaylağıdır. Yaz mevsiminde bu dağda, Âzer'in
aşireti ile efsanede adı zikredilmeyen bir başka aşiret
arasında çıkan bir kavga sonucu, Âzer Hazar Dağı'nın sarp bir
tarafına sığınır ve dağdaki bir mağarada şehit olur. Mağaranın
içindeki mezarın Azer'e ait olduğuna inanılmaktadır.Âzer ismi
zamanla ''Hazar" şekline dönüşmüş ve göl adını buradan
almıştır.
 ALİ
GELMEZ EFSANESİ
Murat Nehri Palu ilçemizin yakınlarından geçer. Burada
"Ali Gelmez" denilen bir yer vardır. Neden böyle anılır merak
ettiyseniz orada yaşayan insanlara kulak verelim.Yıllar önce
burada yaşayan Ali isminde ve çok iyi yüzen bir delikanlı
varmış. Kimsenin cesaret edemediği suyun en derin yerlerine
bile dalarmış. Bir gün yine arkadaşları ile nehrin kıyısına
gelmiş. Onlar kıyıda yüzerken kendisi derinlere inmiş. Bir
bakmış ki, orada bir kadın oturmuş ekmek yapıyor.Suyun yüzüne
çıkmış. Arkadaşlarına:-Ben suyun dibine dalıp size sıcak ekmek
getireceğim, demiş. Onların alaylı bakışlarının arasında suya
tekrar dalmış ve kadına:-Bana bir ekmek verir misin? demiş.
Kadın: -Vereyim ama bir daha gelme. Bizim erkeklerimiz seni
görmesin öldürürler, diye cevap vermiş. Ali ekmekleri almış
suyun yüzüne çıkmış. Ama arkadaşları bu sefer peynir de
isteriz diye tutturmuşlar.Ali, kadının kendisine "gelme"
dediğini unutarak bir daha dalmış. Arkadaştan suyun kenarında
beklemişler, beklemişler ama ne gelen... Ne giden... Kendi
aralarında ağlaşıp figan etmeye başlamışlar. Ali gelmedi...
Ali gelmedi...O günden beri, Murat Nehri'nin bu yöredeki en
derin yerine "Ali Gelmez" denmiş.
 AHMET
BEY CAMİİ EFSANESİ
Harput'un Ahmet Bey Mahallesinde aynı adı taşıyan bir cami
vardı. Bu mabedin minaresini çıngıraklı bir kedinin
beklediğine inanılırmış. Minareye inip çıkanlar çıngırağı
duyarlarmış. Ama kedi herkese görünmeyip yalnız boy abdestsiz
(gusülsüz) minareye çıkanlara görünürmüş.Caminin müezzini
Harput'un ünlü Deli Hayro'su. aklı başında, beyaz sarıklı,
siyah cüppeli bir adam... Kedinin hışmına uğrayarak aklını
kaybeder...Kedi kime görünse; hâli harap ya aklını kaybeder ya
ölür yahut da kör olurmuş. İşte Deli Hayro'da kedi yüzünden
aklını kaybettikten sonra kimse camide müezzinlik yapmaya
cesaret edememiş. Aylarca müezzinsiz kalan camiye sonunda
anadan doğma âmâ olan Hafız Kör Musto müezzin olmuş.
 ANKUZU
BABA EFSANESİ
Ankuzu Baba türbesi, Harput'a yedi sekiz kilometre
mesafede tepe üzerinde bulunmaktadır. Türbeden dolayı tepe de
aynı adla anılır. Ankuzu Baba; gâvurlarla yaptığı bir savaşta
ağır yaralanmış, tepeye doğru çekilip, gücünü toplamak
istemiş. Ancak yaraları öyle ağırmış ki, zirveye ulaşınca
ruhunu teslim etmiş. Vatanı için çarpışıp şehit
olanların Allah katında mertebeleri yüksektir. Ankuzu Baba'nın
da mücadelesi Allah'ın hoşuna gitmiş. Bize de kayalarda atının
ve kendisinin ayak izlerini ibret için bırakmıştır. Bir diğer
söylentiye göre ise, Ankuzu Baba, civarda yaşayan insanlardan
biriymiş. Yeniçerilerin zulmüne uğrayarak kaçmış ve
kayalıklara sığınmıştır. Ancak yeniçeriler tarafından
yakalanıp Öldürülmüş ve orada gömülmüş.

 |