GAKKOŞLAR DİYARI

 

  Anasayfa


  Elazığ

 Tarihi
 Kültür Bakımından
 Fotoğraflar
 Haritası

 Palu

 Tarihi
 Coğrafi Yapısı
 Palu Yemekleri
 Nüfusu
 Manileri
 Deyim Ve Atasözleri
 Gelenek Ve Görenekleri
 Lakaplar
 Fotoğraflar

Harput

 Tarihi
 Din Alimleri
 Türbeler
 Efsaneler
 Fotoğraflar

  Günün Sözü

Günün Sözü

 

  Aynı dili konuşanlar değil, Aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Birinci Dünya Savaşında ve Cumhuriyet Öncesi’nde Palu

15 Temmuz 1916 günü  yapılan saldırıdan sonra Rus ordusu bir daha kendini toparlayamamış ve ordumuza saldırmaktan vazgeçerek çekildiği yerleri tutmaya çalışmıştı. Ordumuzun zaferinden duyduğu güvenle cephesinde kış tedarikleriyle uğraşarak, milli kuvvetlerin de Malatya ve Diyarbakır’a inmesine müsaade edilmiş, Cibran alayları ile Urfa iline de Şeyh Şerif kuvvetleri gitmişlerdi.Bu arada 2. Ordu  karargahı da Palu'nun 6 km. kuzeyindeki Sekerat köyüne nakledilmiştir. İzzet Paşa Sekeret'ta hastalanınca 16. Kolordu komutanı Mustafa  Kemal Paşa'yı vekil bırakarak İstanbul'a gitti. Mustafa Kemal Paşa ordu karargahı olan Sekerat'a gelmiş, ordu erkanı harbiye reisi Miralay İsmet (İnönü) Paşa'yla karşılaşmış ve görev arkadaşı olmuşlardı. Sekerat'ta Diyarbakır Belediye Meclis Üyesi olan ve Kara Cimşid Bey sülalesinden olan İbrahim Bey'in konağında kalırlar. Bu iki komutanın dostlukları böyle bir zamanda ve Anadolu'nun ücra bir kazası olan Palu (Sekerat)'da başlamıştır.

 Bundan yaklaşık bir asır önce yazılan Osmanlı Coğrafyası isimli kitapta Cumhuriyetten önce Palu hakkında şu bilgiler verilmektedir:

"Efrenci lisanında Palmir isimini alan Palu, Diyarbakır vilayeti Ergani Madeni Sancağında kaza merkezi olup, merkez sancağa 50 ve merkez vilayet Diyarbakır'a 95 km. mesafededir. Murat Irmağı üzerinde güzel bir köprüsü, yekpare bir taş üzerinde bir kalesi, içinde asarı antika yazı ile nakışlanmış taşlar, bir eski külliye ile rüştiye okulu vardır. Kaza sancağın kısmı kuzeyinde olup, kuzeyinde Erzurum, batısında Mamuratü'l-Aziz ve doğusunda Bitlis vilayeti bulunmaktadır. Arazisi dağlık ise de fevkalade verimli mahalleri de vardır. Murat suyu kazayı ikiye böler ve Timurtaş Kapı (Gökdere ile Kiliban arası), Mesivan Dağları (ilçenin güneydoğusundaki Akdağ silsilesi içindeki dağlar), kısmi güneyini kaplar. Ormanları çok, mahsulatı hububat ile meyvedir. Müştemilatında madeni vardır.

Nüfusu 30 bini aşkındır. 8 nahiyesi ve 316 köyü vardır. Nahiyeler sırasıyla: Aşmışat; 21 köy, Bulanık, 55 köy, Ohi (karakoçan), 33 köy, Hun (Beyhani), 13 köy, Gökdere; 30 köy, Reşit; 12 köy, Sivan; 51 köy, Karaçor; 57 köy, Kaza merkezine ise bağlı 44 köy olmak üzere toplam 316 köyü bulunmaktadır"  

1852 yılında Ahmed Ağa Palu Kaza müdürü olarak 2500 kuruş aylıkla görev yapmıştır. Daha sonra Palu kazası müdürü Abdullah Ağa halka haksız davranışlarından dolayı görevinden azledilmiştir.

1830 yılında II. Mahmut döneminde yapılan nüfus sayımına göre Palu'da 5906 hane bulunmakta olduğunu, hane sayısını hane başına 6 kişi düşünürsek toplam nüfusunun 35.436 olarak ortaya çıkmaktadır.

Osmanlı döneminde rivayetlere göre 70 bin hane ve 600 küsür köyü bulunan Palu; Bingöl, Genç ve Dicle'nin bir kısmının ayrılmasıyla küçülmeye başlamıştır.

Osmanlılardan önce Cumhuriyet dönemine kadar, Palu'nun ilk yerleşim merkezi olan Çarşıbaşı mahallesinde çıkan bir yangın sonucu çarşı bölümünün büyük bir kısmının yanması ile ilçe, 1928 yılında Palu Kalesi'nin batısındaki yamaçta Zeve (Yukarı Palu) denilen yerde yerleşmiştir. Bir süre burada kalan ilçe, yerleşim yerinin heyelan olması nedeniyle buradan da 1954 yılında Talabi (şimdiki İstasyon) denilen Murat Nehri kıyısındaki düzlük arazi üzerine kurulmuştur.

  [1]  [2]

 YILDIZLAR OTOMOTİV

 

  Giriş

Hakkımızda

Hakkımızda
  Araçlarımız
   Forum
  Yedek Parçalar
  Araç Galerisi
İletişim
 Ziyaretçi Defteri
  Site İçi Arama
  Ceyma Spot

  Önemli Siteler

 Tc Kimlik No Öğrenme
 Araç Sorgulama
 Trafik Levhaları
 Karayolu Haritası
 Ehliyet Sınav Sonucu
 SSK No Sorgulama
 Ösym
 Emniyet Müdürlüğü